Lösemiyi yenen gençler kendileriyle aynı tedaviyi gören hastalara umut aşılıyor

Van’da uzun süren tedavi sürecinin ardından lösemiyi yenerek hayata tutunan Nursena Oğuzyer ile Nasır Atabak, kendileri gibi ağır tedavi aşamalarından geçen çocukları hastanede ziyaret ederek, umutlarını diri tutmalarına yardımcı oluyor.

Üniversite sınavına hazırlanan Oğuzyer ile açık öğretim ortaokulu 8. sınıf öğrencisi Atabak’a, halsizlik, eklem ağrıları ve burun kanaması nedeniyle 3 yıl önce gittikleri Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezinde lösemi teşhisi kondu.

Hastanenin hematoloji servisinde tedavilerine başlanan ve şimdi yaşları 18 olan Oğuzyer ve Atabak, hastalıkları nedeniyle eğitimlerine, hastanede oluşturulan sınıfta devam etmek zorunda kaldı.

Bu süreçte yaşama dair umutlarını yitirmeyen Oğuzyer ve Atabak, ailelerinin ve doktorların desteğiyle zorlu süreci atlatarak sağlıklarına kavuştu.

Kendileriyle aynı kaderi yaşayan çocuklara destek olmak ve onlara umut aşılamak için sürekli hastanede ziyaret eden gençler, tıp fakültesini kazanarak iyileşmelerinde en büyük paya sahip olan doktorlar gibi insanlara yardımcı olmak istiyor.

“İlacınız, bitmeyen pozitif enerjiniz olsun”

Oğuzyer, AA muhabirine, hayatının en güzel döneminde yakalandığı kanseri, motivasyonu, ailesinin ve doktorların desteğiyle yenmeyi başardığını söyledi.

Hastalık nedeniyle zor bir süreç yaşadığını anlatan Oğuzyer, şunları kaydetti:

“Tedavime burada başladılar. Zor bir süreç geçirmeme rağmen hayata her zaman pozitif bakmaya çalıştım. Hastalığı yenmemin en büyük etkisi, yaşama pozitif bakmam, tükenmeyen ümidim, bitmeyen enerjim, hemşirelerin gözlerindeki umut, doktorların bana ağabey gibi yaklaşması oldu. Benimle çok ilgilendiler. İyileşmemi sağlayan doktorlarıma ve hemşirelere çok teşekkür ederim. Tedavim yaklaşık 3 yıl sürdü. Kontrollerime geliyorum. Tedavisi süren arkadaşlarıma moral vermeye çalışıyorum. Ümidinizi yitirmeyin. Hayatın sizi mutsuzluğa tayin etmesine asla izin vermeyin. İlacınız, bitmeyen pozitif enerjiniz olsun.”

Üniversiteyi kazanarak doktor olmak istediğini ifade eden Oğuzyer, “Boş zamanlarda gitar çalıyorum, şarkı söylüyorum, spor yapıyorum, kitap okuyorum. Aynı zamanda üniversite sınavına hazırlanıyorum. Hastaneye doktorların gözetiminde gelerek kader arkadaşlarıma moral olmaya çalışıyorum. Lösemili çocukları iyileştirmek için doktor olup, hematoloji alanında başarılı işlere imza atmak istiyorum.” dedi.

“İyileştiğim için mutluyum”

Hakkari’de yaşayan Nasır Atabak ise lösemiyle 2020’de yakalandığını, tedavisinin 3 yıl sürdüğünü belirtti.

Hastanede 8 ay tedavi gördüğünü ifade eden Atabak, “Burnumdan çok kan akmaya başladı. Hastaneye getirildim. Burada lösemiye yakalandığımı öğrendim. Teşhisim konulduktan sonra yoğun bakıma alındım. Tedavime başlandı. Daha sonra servise alındım. Tedavimin ardından sağlığıma kavuştum. Zaman buldukça hastaneye gelerek arkadaşlarımı ziyaret ediyorum. Onlara umut olmaya çalışıyorum. İyileştiğim için çok mutluyum. Arkadaşlarımın da sağlıklarına kavuşmalarını diliyorum. Hastalığı doktorların ve hemşirelerin büyük desteğiyle atlattım. Onlardan Allah razı olsun.” diye konuştu.

2 kez lösemiye yakalandı

Lösemiye ikinci kez yakalanan 17 yaşındaki İlayda Öztürkçü, “2 ay önce son kontrole geldiğimde hastalığın tekrarladığını öğrendim. İki yılda iki kez kansere yakalandım ama inancımı asla yitirmedim. Lösemiyi yeneceğime inanıyorum. Hemşireler, doktorlar tedavimizle çok ilgileniyorlar. Onları çok seviyoruz. Onların desteğiyle iyileşeceğime inanıyorum.” dedi.

“Lösemide tedavi şansı yüzde 90’a çıktı”

Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Başhekimi ve Çocuk Hematoloji, Onkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamuran Karaman, löseminin halk arasında “kan kanseri” veya “kemik iliği kanseri” olarak bilindiğini aktardı.

Her yaş döneminde görülebilen lösemiye çocuklarda daha sık rastlandığını dile getiren Karaman, şöyle konuştu:

“Kanser bazında düşünüldüğünde neredeyse her üç çocuktan biri lösemiye yakalanıyor. Günümüzde, 1960’lı yıllara kıyasla, tedavilerde önemli oranda ilerlemenin olduğunu görebiliyoruz. O yıllarda sağ kalma oranı yüzde 10’lardaydı. Son 10 yılın verilerine bakıldığında lösemide tedavi şansı yüzde 90’a çıktı. Bu güzel bir başarı. Hastalık sınıflamasının yapılması, kemoterapi protokollerinin geliştirilmesi, yardımcı destek tedavilerinin düzeltilmesi gibi gelişmeler tedavilerin başarılı olmasını sağladı. Tedavi süreci bir ekip işi. Çocukları iyileştirmek için doktordan hemşiresine, hasta bakıcısından personeline, sekreterinden güvenliğine kadar herkes özveriyle çalışıyor.”

Tedavi sürecinde, moral ve motivasyonunun öneminin altını çizen Kamuran, “Hastalar uzun süreli merkezimizde tedavi gördükleri için burada bir aile ortamı oluşuyor. Zamanın büyük kısmını bizimle geçiriyorlar. Tedavilerinin ardından sağlığına kavuşanlar merkezimizi ziyaret ediyor. Bu da yeni tanı alan, tedavisi devam eden hastalara moral oluyor. Bu bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.

Lösemi hastalarının gördükleri tedavi nedeniyle bağışıklık sistemlerinin büyük oranda hasar gördüğüne işaret eden Karaman, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tedavileri evde süren hastaları ziyaret ederken çok fazla yakın temasta bulunulmasını istemiyoruz. Kış mevsiminde yaygınlaşan gribal enfeksiyona karşı gerekli önlem alınmalı. Hastaların kan değerleri düşük olduğu için düşme ve çarpmalara dikkat edilmelidir. Lösemide tedavi gün geçtikçe daha iyiye gidiyor. Özellikle genetik risk faktörlerin tespit edilmesine yönelik geliştirilen akıllı tedavi yöntemleriyle hastalar daha kolay ve başarılı şekilde tedavi oluyor. Hastalarımızı iyileştirmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Hastalığın tedavisinde kök hücre nakli de çok önemli. Tedaviye katkı sunmak isteyenler birer gönüllü kök hücre bağışçısı olabilir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir